Hadi Beni Güldür

by Ogün Şanlısoy

Hayatımın en büyük hatası
Özgürlüğümü küfüne hunharca atmak oldu
Sahip olduğum geleceğim şimdi
Avuçların içinde bilyeleler sevgilim
Hayatımın içinde tek bir sevgisin 
Aşk bana baskın bu gece
Hapsoldum rehavetine ve tenine
Şimdi soracağım gölgelerim nerede ?
Peşi sıra durakdan durağa gittiğim
Otobüsler koşturduğum renkler
Özgürlüğüm şimdi dilencinin cebindeki
Kuruş kuruş liralar sevgilim 
Billiyor ama susuyorsun 
Anlıyorsun beni ben yapanları
Okşuyorsun herşeyi 
Seviyorsun aşkı ilham aldığın şu kırmızıyı
Alıyorsun avuçlarına bilyelelerimi
İstiyorum geri kalan herşeyimi  
Ayaklarımla yürütebilmeyi 
Bir elde beş bardak tutmayı 
Senden öğrendim 
Şimdi geri var bana
Gölgelerimi kaçan otobüslerimi. 


-Caner Arif Çevik-

Bir el dokundu kitaba
Sarkık suratlı iri gövdeli bir adam
Başında kasketi yüzünde 
Yeni yıkanmış yeşillikler 
Pırıl pırıl bir adam geçiverdi.


-Caner Arif Çevik-

Kendimi anımsayan bir adam 
Oluyorum içimde 
Yarı çıplak gezgin mağarasında 
Dışarıda pek bir meşgale içinde aslında
Kim duyar bizim en derinimizi
Bir tek midye kabukları keser 
Şu tren ve lodosda inleyen ağır yaralı martıları
Tufanın bittiğini ancak 
Gemiler ıslıklıyor 
Gün orta yerinden soyuldu 
İnce ince sövüşlendi
Bir ramak daha kabuk attık 
Yeni bir deri için 
Şimdi tüm şehir bana küs
Bana bozuk nedensiz sorgusuz
Çıkabillirsem barınağımdan
Uyanırsam şekerlemenin dante yerinde
Dışarıda pek bir meşgalemin 
Olmadığını göreceğim yine
Ve bu beni üzecek 
Kırmayacak ama değdirecek.


-Caner Arif Çevik-

Sadri Alışık - ( Ah Güzel İstanbul - 1966 )

”Yaşıyoruz iki kişiyiz ve birbirimizi seviyoruz korkma dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur. ”

Sadri Alışık - Gönül Davası Üzerine

Geçen Günlerim

Bir olta susamışlığına doğuyordu günler
Hapishane duvarları bağ bozumu esiyordu
Ak yazılının bilmem kaçıncı sabahında
Bir İzmir istedim
Dokuzyüzkırbeş santrallerinden gece yarısı
Müdür odası karanlıktı
En taze oruçlar bozuluyordu karanlıkta
Eşrefpaşanın yerinde yeller esiyordu
Bir tutam rüya serptim kordon boyuna
Ot yatağımdan
Mahrem yalnızlıklara boyanmıştı
Korkular göğüslerinde
Gardiyan uyukluyordu
Ben seni sayıklıyordum
İncecik topuk seslerinde
Çocuklar uyanıyordu
Bir basmahane hüznü çizmişlerdi
Kırık aynama sakal traşlarım
Olta yalnızlıkları güneşleri yakıyordu
İstanbul’un Üsküdar’ında…


-Sadri Alışık-

Acaba Nerdeyim

Bir sabah uyandığınızda 
Beni bulamayacaksınız

Bir hicaz şarkı
Rüzgâr olacak denizlerinizde
Üşüyeceksiniz

Bir rıhtımda tiz bir ıslık
Her kundakta yeni bir yalnızlık
Beni bulamayacaksınız

İstanbul’un üzerinde kavak yelleri
Bir bir gemiler uzaklardan
Sizin eteklerinizde ziller
Sizinle olmayacağım 
Anlamayacaksınız..

-Sadri Alışık-

Hani gideceğim derken
Yanında saklayamadığın 
Gözlerin işte
Onlarda bıraktığın yerde şimdi.

-Caner Arif Çevik-

Tülden ince yüzü
Naif camları ve penceresi
Bir kere geçecek olsa 
Kapı önünden 
Şefaf ruhum ele verir
Fakat hakikat öyle değil işte 
Yani nasıl anlatsam ki
Platonik aşk işte.


-Caner Arif Çevik-

Tuzda parlayan şu keramet
Tek bir parçası kurtaracak 
Hey gidi mübarek hey
Bir çiğ tanesi yeni bir umut demektir
Üst üstte birikirse eğer
Salamur gibi yığılır her yere
Fena mı olur şu bulantı günlerde 
Bir umutta yeşerir belki
Anlarsın sen nedemek istediğimi.


-Caner Arif Çevik-

Masters of Melody - Rehearsing

by Erkan Oğur & Derya Türkan

1.

    Sustum konuşmam artık 
    Küstüm bir kere
    Barışmam artık o gülle.

2.

    Sustum artık açmam ağzımı 
    Orta yerinede gelse iki dudak payın
    Ödün vermem gönül koydum ben bu işe
    İnadım keçi boynuzuyla değer tavana 
    Banane!

   -Caner Arif Çevik-

Kitabın sarı mavi mısralarında
Şu diziler fısıldıyordu..
Sesli sesli gel karşı yerime
Usul usul git ses etmeden
Sesini duyacak olursam eğer
Bırakmak güç olucak benim için
Bir zamanlar böyle bırakılmıştım
Kan uykusunun orta yerinde
Yine bir gece yarısı
Yapa yanlız aydostla.


-Caner Arif Çevik-

Bulutlar dağılıyor avuç içinden
Güneş hiç bir adet değildir ki
Güneş kaç adet yerden doğar
Güneş kaç adet yere değer 
Bulutlar ki günde kaç sefer göğsümden 
Geçiyor ellerime düşüyor 
Uçakları yalıyor 
Gün ve bulut 
Bana sırf küsmemeleri için 
Elbiselerimi kurutuyor 
Adı çıksın şu yıldızların 
Bir tek onlar uzakdan sevdiriyor 
Kendini bana.


-Caner Arif Çevik-